Adet Döngüsü: Meşhur 28 Gün Modelinin Kullanımı ile Olayların Özeti

Paylaş:

Vücudunuzun yaptığı şeyi neden ve nasıl yaptığını merak edenleriniz için bu özet eksiksiz bir tanıtım olacaktır. Bunu ilginç bulursanız, sizi bu konu ile ilgili biyolojide ve tıbbi metinlerde daha ayrıntılı bir araştırma yapmanız için yönlendirmek isterim, özellikle de anormal bir jinekolojik durum yaşıyorsanız.

Doğadaki birçok şey gibi, sizin vücudunuz da sürekli geri bildirim döngülerinden oluşan oldukça karmaşık bir sistemdir. Eğer düzgün çalışıyorlarsa, adet döngüsünün hormonal etkileri kendi kendini düzelten termostat sisteminde karışıklık yaratabilir. Tabii ki, bu sistemin temel amacı bir odayı 22 derece tutmaktan daha iddialı bir olaydır. Her döngüde, vücudunuz döllenebilecek bir yumurta üretmek ve hamilelik süresince de onu beslemek için gerekli olan koşulları sağlamak için çalışır.

Bunun nasıl olduğunu araştırmak için 28 günlük bir döngü modelini örnek olarak alacağım ve kronolojik sıraya göre olan hormonal gelişmeleri analiz edeceğim. Önemli doğurganlık belirtilerinin de üzerinden geçeceğim, böylece parçaların nasıl bir araya geldiğini inceleyebilirsiniz. Burada anlatılacakların mükemmel bir şekilde çalışan 28 günlük döngünün tanımı olduğunu lütfen unutmayın, ancak şimdiye kadar bildiğiniz gibi Ayşe hanım için 28 gün olan, sizin için 21-35 güne kadar normal olabilir. Aslında, yapılan çalışmalar döngülerin %15’ten daha azının 28 gün olduğunu gösteriyor ve yumurtlamanın tam 14. günde olması da nadiren görülmüştür.*

*Doğurgan kadınlar arasında döngü uzunluğunun ortalama 28 gün değil, 29.5 gün olduğuna inanılır. Bu bilgi, adı bu alanda yapılmış çalışmalarla eşanlamlı olan İsviçreli Dr. Rudi F. Vollman tarafından yapılan en kapsamlı çalışmaya dayanır.

EN ÖNEMLİ (KİLİT) HORMONLAR

tüp bebek sonrası adet gecikmesi

Başlamadan önce, en önemli beş kadınsal hormonun temel görevlerine ve kaynaklarına bakalım. Üreme sisteminizde bir düzineden daha fazla hormon olmasına rağmen, bu en önemli beş hormonu kadınların bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunlar:

  • Folikül Uyarıcı Hormon (FSH): Her döngüde seçilen birkaç folikün başlangıç gelişiminde en çok sorumluluğu olan hormondur. FSH’nin etkisi altında, bir düzine ya da daha fazla folikül küçük ve olgunlaşmamış (antral ve primordiyal) bir halden daha büyük ve kısmen olgunlaşmış (veziküler) bir hale evrilir. Bunun olmasıyla, her bir folikül içindeki yumurta yavaş yavaş yumurtlama kapasitesine yaklaşır. FSH hipofiz bezinin ön lobunda üretilir ve folikül duvarında bulunan FSH reseptörleri tarafından emilir. Hipofiz bezi beyinin alt tarafında, beyin sapı ve hipotalamus arasında bulunan bir bezdir. Menstrüasyon başladığında vücutta az miktarda FSH vardır.
  • Östrojen: Östradiol, üç ana östrojen tipi arasında en güçlü olanıdır ve siz menstrüasyondan ovulasyona ilerledikçe yumurtalıklarınızda gelişen foliküller tarafından üretilir. Her döngüde yumurtaları ve rahim dokusunu olgunlaştırmaktan, yumurtlamaya yaklaştığınızda da ıslak doğurganlık kalitesinde servikal sıvı üretmekten sorumludur. Bunlara ek olarak, kadınların cinsel organlarının ve ikincil cinsel özelliklerin olgunlaşmasından sorumludur. Yeni bir döngü başlarken vücudunuzda çok az miktarda östrojen vardır.
  • Luteinizan Hormon (LH): Ön hipofiz bezinin üretilen diğer bir hormondur. Foliküler büyümeyi uyarmaktan ve tamamlamaktan (FSH ile birlikte), ayrıca yumurtlamayı takiben patlamış folikülü korpus luteuma iletmek için onun luteinizasyonundan sorumludur. LH en iyi “LH dalgalanması” olarak bilinir ki bu da yumurtlama tetikleyicisi olarak çalışan LH üretimindeki artıştır ve bir ya da birkaç gün devam eder. FSH ve LH hipofiz ya da gonadotropin hormonları olarak adlandırılır. Menstrüasyon başladığında sisteminizde az miktarda LH vardır.
  • Progesteron: Yumurtlamayı takiben, asıl olarak korpus luteum tarafından üretilen ısı üreten hormondur. Yumurtlama sonrası fazda, endometriyumun beslenmesinde ve korunmasında en çok sorumluluğa sahip hormondur. Öğrenmiş olduğunuz gibi, korpus luteum yumurtalık duvarının iç tarafında bulunan bir foliküler gövde olup atılan yumurta tarafından geride bırakılır. Menstrüasyona doğrudan yol açan neden progesteron üretimindeki kesintidir ve bu da birkaç gün önceki korpus luteum parçalanması ile tetiklenir.
  • Gonadotropin Salgılatıcı Hormon (GnRH): Hipotalamusta üretilen, salgılandığı zaman hipofiz bezindeki gonadotropin hormonların, özellikle FSH ve LH, üretimini arttıran hormondur. Hipotalamus hipofiz bezinin üstünde yer alır ve temel olarak beynin tabanını ve alt duvarlarını oluşturur. Bu sebeple, stres ve diğer çevresel faktörlerin adet döngülerinin uzunluğunda karışıklığa yol açabildiği düşünülmektedir. Stresin hipotalamusu ve GnRH üretimini direkt olarak etkilediği, bunun da FSH, LH ve benzeri diğer döngüsel maddelerin üretiminde değişikliklere yol açtığına inanılmaktadır.

GnRH hakkındaki bilgiler, diğer hormonlara oranla daha teoriktir. Bunun nedeni ise hipotalamus ve beyindeki hipofiz bezi arasında çalıştığı için gözlemlemesinin zor olmasıdır. GnRH’nin bir saatte dalgalar halinde salındığı bilinir ve çeşitli deneylerde bu GnRH dalgalarının hipofiz bezinin ön lobunda FSH ve LH üretimini uyardığı görülmüştür. Ancak, hormonal sistemde GnRH üretiminin zamanı ve yoğunluğu hakkında hala belirsizlikler vardır.

YUMURTLAMAYA GİDEN YOL

Her döngünün 1. Günü menstrüasyonun ilk günüdür.

Adet görmeye başlamadan önceki günlerde, rahim duvarı (ya da endometriyum) tam olgunluğa erişir ve yaklaşık olarak 8-13 mm kalınlıktadır. Endometriyumdaki hücresel çoğalmaya şişme, sekretuvar gelişim ve aynı zamanda önceki döngüye göre artan besin ve kan damarları eşlik eder. Kısaca, endometriyum tek amacı için gerekli olan hedefe ulaşmıştır: döllenmiş yumurtayı beslemek için uygun koşulları sağlamak.

Şimdi, 1. günde gebelik oluşmamışsa endometriyal duvar parçalanmaya başlar. Yaklaşık olarak 5 gün sonra, uterus dokusu kendine besin ve oksijen getiren kan damarlarının baskı yapmaya başlamasıyla yavaş yavaş aşınır. Menstrüel kan, rahimden gelmeye başlar ve serviksten “ rahim ağzı” geçerek vajinadan dışarı atılır. Atılan bu kanda çöken endometriyumun parçaları vardır. Periyodunuz boyunca, genellikle kan ve diğer sıvılardan  (28.3-113.2 gram) kaybedersiniz ve (70,7 gram) tipik bir kayıp olarak görülür.

Adet görmeye başlar başlamaz, endokrin sisteminiz de harekete geçmeye başlar. Yeni döngünün ilk gününden önce bile, hipofiz bezi önce az miktarda sonra da giderek artan miktarlarda FSH salgılar. FSH, yumurtalıktaki düzinelerce ya da daha fazla folikülü geliştirmeye başlayan ve daha sonra da birkaç hafta sonra gerçekleşecek olan yumurtlama ödülü için yarışan hormondur.

Yaklaşık olarak 5. günde ya da menstrüasyon bitmeye başladığında hipofiz bezi önce az ama giderek artan miktarda LH salgılar. Döngünün bu aşamasında LH üretimi, FSH üretiminin yaklaşık olarak 3 gün gerisindedir. Aslında, LH’nin kademeli olarak salgılanması, önceki FSH üretimi tarafından tetiklenen pozitif geri bildirim sisteminin direkt sonucudur. Foliküldeki granüloza hücreleri, yeni döngü için ilk östrojeni salgılamaya başlayan hücrelerdir.

Bu yeni östrojen, hipotalamustan GnRH salgılanmasını uyarır ve LH’nin dereceli olarak artan salgılanmasını tetikler. Yeni salgılanan bu LH, FSH ile birlikte biyokimyasal bir uyum içerisinde çalışır ve gelecek birkaç boyunca folikül gelişiminin bu olumlu geri bildirim sistemini devam ettiren folikülleri geliştirmeye devam eder. Periyodunuzun bitmesiyle, hormonal oyun planı kendi yoluna girer ve yumurtlama için gerekli olan durumları yaratır. Menstrüasyon sırasındaki foliküler büyüme, o döngü için olgunlaşmaya başlamış birkaç primordiyal folikülün boyutunu iki katına çıkarmıştır.

7. ya da 8. günde, tam olarak anlaşılamayan nedenlerden dolayı foliküllerden biri dominant “etkin yumurta” olmaya başlarken diğerleri de atrezi adı verilen bir parçalara sürecine başlar. Çoğu jinekolog endokrinolog dominant folikülün menstrüasyonu takip eden hafta içinde ya da daha uzun sürede (6. günden 12. güne) çok fazla östrojen salgıladığına, LH ve FSH üretiminin azaldığına inanır. Artan östrojenin, hipotalamusu GnRH üretimini azaltması için sinyaller göndermeye başladığına, böylece LH ve FSH üretiminin yavaşladığına inanılır. Dominant folikül olgunlaşmaya devam ederken, diğer foliküllerin atrezisine de bu yavaşlama yol açar. (Çoklu yumurtlama vakalarında, iki ya da daha fazla folikül olgunlaşma sürecini tamamlar.)

6.-12. günde FSH ve LH üretimi azalırken, dominant olan folikülden olan östrojen üretimi dereceli olarak artmaya başlar. Bu artan östrojen seviyesi rahiminizi hem fark edilebilir hem de hafif yollardan etkilemeye başlar. Östrojenin arttığında, endometriyal döngü de rahimdeki stromal ve epitel hücrelerinin oluşmasıyla tekrardan başlar. 12. günde, bu yapım aşaması endometriyal duvarın 5-7 mm kalınlığa ulaşması ile sonuçlanırken, menstrüasyon bir hafta erken bittiğinde böyle bir yapı yoktu.

Bu süreç ilerlediğinde, artan östrojen seviyesi bu kitapta da anlatılan doğurganlık belirtilerini üretmeye başlar. Genellikle 8. ya da 9. günde, bunların servikal bezler üzerindeki etkisi, servikal sıvının ilk akışını tetiklemesine rağmen bu işlemin ilk aşamalarında servikal sıvı genellikle yapışkan kalitededir. Ancak yumurtalıklardaki gelişen foliküllerden gelen östrojen üretimi 10. günden 13. güne doğru en yüksek seviyesine ulaşırken, servikal sıvı yavaş yavaş kremsi veya ıslak ve sonra da kaygan yumurta beyazına doğru bir değişim gösterir. Genellikle 13. günde, östrojen seviyeleri pik değerine ulaşırken servikal sıvı da en kaygan olduğu hale gelir. Şimdiye kadar, serviks yumuşak, yüksek ve açıktır.

12. ya da 13. günde, hormonal geri bildirim sisteminde dramatik bir şey olur. Daha önce de belirtildiği gibi, artan östrojen seviyelerinin 6. günden 13. güne kadar FSH ve LH üretimini düşük seviyelerde tuttuğuna inanılır. Fakat belirli bir noktada ve tam olarak anlamadığımız sebeplerden östrojen üretimi, hipofiz bezinin üzerindeki hormonal etkisini aniden tersine döndüren bir eşik seviyesine ulaşır. Ön hipofiz bezinden salgılanan LH miktarı, normal oranının altı-on katı kadar ani bir dalgalanma gösterir. Bu LH dalgalanmasından saatler sonra daha az dramatik bir FSH dalgalanması olur. Kombinasyon halinde, ikisi de negatif geribildirim etkisine neden olarak, geriye kalan dominant follikülde östrojen üretimini aniden durdurur. Şimdi, folikül tam olarak olgunlaşmış ve yaklaşık olarak 15-20 mm büyüklüktedir. 28 günlük bu seyahatte, yarı yola geldiniz ve bu yüzden yumurtlamanın olması da çok yakındır.

Yaklaşık olarak 14. günde, gonadotropin hormonunun yükselen seviyelerinin direkt uyarısı altında, dominant folikül yüzeyindeki çıkıntıdan sıvı sızdırmaya başlar. Eşzamanlı olarak, şişmeye başlar ve foliküler duvar ciddi bir derecede zayıflar. Gelecek birkaç saat boyunca, yumurtalık duvarı yoluyla karın boşluğuna doğru itilen iç yumurta ile beraber folikül parçalanır. Şimdi yumurtlama gerçekleşmiştir. Büyük ihtimalle, servikal sıvınız kaygan yumurta beyazı kalitesinin son gününe ulaşmış (aslında hızlıca kuruma başlamıştır), servikal pozisyonunuz en doğurgan haline ulaşmış (örneğin yumuşak, yüksek ve açık) ve o sabah sıcaklık değişiminden önceki son düşük bazal vücut sıcaklığınızı yaşamış olacaksınız.

Çoğunuzda 14. günde mittelschmerz (ovulasyon ağrısı) görülebilir. Bu, ikincil bir doğurganlık işareti olup, karnınızın etrafında ara sıra olan keskin bir ağrıdır ve yumurtlamanın olmak üzere olduğunu ya da zaten olduğunu doğrular.

DÖNGÜYÜ TAMAMLAMA

Yeni atılmış yumurta fimbria” tüp ucundaki süpürge” ile nazik bir şekilde fallop tüpünün sonuna doğru itilir ve burada tüp boyunca olan seyahati başlar. Onu dölleyecek sperm olmadığı varsayıldığında, gelecek 6-24 saat içerisinde parçalara ayrılacaktır. Bu sırada, vücudun kendi hormonal süreci bir sonraki aşamaya geçmeye hız kesmeden devam ediyor. Yumurtlamanın gerçekleştiği yumurtalıkta, dominant folikülden geriye kalan granüloza hücreleri, yüksek miktardaki LH sayesinde luteinizan hücrelerine dönüşür. Saatler içerisinde bu hücreler, yumurtalık duvarının iç kısmında korpus luteumu oluşturur ve vücuda yüksek dozda progesteron salgılamaya başlar. 15. güne uyandığınız zaman, genellikle sonucu görebilirsiniz ki bu da ısı üreten hormonun sıcaklık değişiminizi tetiklemesidir.

15. günden yaklaşık olarak 26. güne kadar korpus luteum çok miktarda progesteron, az miktarda östrojen salgılamaya devam eder. Bu hormonal uyarıcıların kombinasyonu sonucunda oluşan birkaç şey vardır. Yumurtlamadan önceki hormonal olaylardan kaynaklanan östrojen üretimindeki ani düşüş ile doğurgan servikal belirtiler hızlı bir şekilde tersine çevrilir. 16. günde, genellikle daha fazla servikal sıvı yoktur ve servikal pozisyon sert, düşük ve kapalı haline geri döner.

Korpus luteum, hala endometriyal duvarı oluşturacak kadar östrojeni salgılamaya devam eder. Buna ek olarak, progesteron hem duvarı yerinde tutar hem de endometriyal şişmeye ve gelişmeye katılır, böylece 26. günde endometriyum 7-16 mm kalınlığına ulaşır. Döllenmiş yumurta 21. Günden itibaren herhangi bir günde endometriyuma “rahim içine” ulaşırsa (ki bu da yumurtlama bir hafta erken olsaydı ilk gün olabilirdi), şimdi bu rahim barınağı yeni embriyoyu beslemeye hazırdır.

Yumurtlamayı takip eden günlerde, yüksek progesteron ve düşük östrojenin kombinasyonu diğer hormonal etkileri yaratır. En önemlisi, ön hipofiz bezi ve hipotalamus progesteron tarafından GnRH, LH ve FSH üretimini kesmesi için uyarılır. Böylece de bu hormonların seviyeleri yumurtlamadan döngünün sonuna ya da yaklaşık olarak 27. güne kadar çok düşük kalır.

Bu sırada, korpus luteum LH dalgasının etkisi altında gelişmeye devam eder ancak yumurtlamadan yaklaşık bir hafta sonra pik noktasına ulaşır. 21. günde, 2-5 cm olabilir ve genellikle tam olgunluğa erişmiştir.

Korpus luteum, devamlılığını sürdürecek sürekli bir LH varlığı olmadığında bozulmaya başlar. Büyük ama azalan miktarlarda progesteron salgılamaya devam eder (endometriyum beslenir) ancak yaklaşık 26. günde, salgılayıcı fonksiyonu çöker ve hücresel dejenerasyon hızla gerçekleşir. Hamilelik olması halinde, gelişmekte olan fetüsten HCG salgılanması plasenta olgunlaşıp, kendi fonksiyonunu alana kadar korpus luteumu birkaç ay daha canlı kalması için uyarır.

Böylece 27. günde, vücudun progesteron salgılanması (östrojende olduğu gibi) düştüğünde, yeni menstrüasyona hormonal geçiş ve diğer döngünün başlangıcı için zemin hazırlanmış olur. Korpus luteum yok olur olmaz, yumurtalık hormonlarının eksikliği FSH’nin başlangıçtaki yapımına izin verir. Daha önce de anlatıldığı gibi, progesteron üretimindeki dalgalanma hızlı bir şekilde endometriyal duvarın parçalanmasını ve gelecek periyodunuzun başlamasını tetikler. Şimdi, tekrardan bu yolculuğun başladığı yerdeyiz.

ADET DÖNGÜSÜ FAZLARINI TANIMLAMAK

İÇİN YAYGIN OLAN TERİMLER

               Yumurtlama Öncesi:                                      Yumurtlama Sonrası:                

               Östrojenik Faz                                              Progestasyonel Faz                                            

               Foliküler Faz                                                    Luteal Faz

               Proliferatif Faz                                                 Sekretuar Faz

MENSTRÜEL YOLCULUĞU TAKİP ETMEK

Öğrenmiş olduğunuz gibi, tipik döngü uzunlukları kadınlar arasında 21-35 güne kadar değişiklik gösterebilir ve tabii ki, bir tek kadının kendisinde bile strese, beslenme şekline ya da diğer etkenlere bağlı olarak adet döngülerinde değişiklikler olabilir.

Bu faktörlerin yumurtlama öncesi faz uzunluğunu tahmin etmesinin mümkün olmayacağını zaten biliyorsunuzdur ve bu nedenle önceki açıklama olayların sırasına göre doğrudur ancak gerçekleşen asıl gün ile ilişkili değildir..

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar