Emzirmek Gebelikten Korur mu?

Paylaş:

is098un9s

Hamile kalmak, bir bayanın yeterli erginliğe ulaşmasında ve evlenmek gibi ciddi bir adım atmasından sonra istenilen en büyük arzudur. Sadece fikir olarak değil aynı zamanda fizyolojik ve hormonal açıdan da uzun süre bebek sahibi olamayan kadınların hamile kalmak istemeleri son derece normaldir. Özellikle 2 ya da daha fazla çocuk isteyen bayanlarda ilk doğumdan sonra en kısa süre içerisinde ne zaman hamile kalınabilindiğinin öğrenilmek istenmesi, bazı bayanlarda ilk doğum sonrasında hemen hamile kalmak istememe durumlarına da rastlanılabilir. Bu konuda gerekli olan bazı korunma yöntemleri mevcut iken yeni doğum yapmış bayanlarda ise bazı sorular ortaya çıkmaktadır. Bu soruların en sık sorulanı ise hiç şüphesiz emzirmenin hamilelikten koruyucu olup olmadığıdır.

Çok eski zamanlardan hatta antik çağlardan beri günümüze kadar ulaşmış olan emzirmenin gebelikte koruyucu etkisi olduğu, her ne kadar bilimsel olarak beraberinde bazı şartlara bağlı olsa da, genelde koruyucu bir faktör olarak görülmektedir. Emziren bayanların birçoğunda hamile kalmak için gerekli fizyolojik koşulların sağlanamamış olması, hamile kalma riskini büyük ölçüde azaltabildiği bilinmekte iken tamamen koruyucu bir yöntem olduğunu söylemek de yanlıştır. Özellikle bilimin emzirmenin dışında başka koşulların da uygun olduğunda bu süreçte hamile kalma riskinin en aza indiği belirtilirken bu koşullar ise;

  • Bebeğin en fazla 6 aylık ya da daha küçük olması,
  • Bebeğin tamamen anne sütü ile besleniyor olması
  • Annenin henüz loğusalık dönemini atlatamamış ve düzenli adet dönemine girmemiş olması olarak sıralanmaktadır.

Gebelikten Korunma Yöntemleri

İstenmeyen bir zamanda ve henüz uygun koşulların sağlanamadığı durumlarda, çiftlerin düzenli olarak yaşadıkları cinsel ilişki sonucu gebe kalmamak için başvurulan tüm yöntemler gebelikten korunma yöntemleri olarak bilinmektedir. Bu yöntemler içerisinde en çok kullanılanı ise doğum kontrol hapları. Bu haplar hem düzenli şekilde alınması gerekir, hem de sağlık koşulları açısından annenin bu hapları kullanmak için doktor tarafından onay almış olması gerekir. Diğer bir korunma yöntemi olan prezervatif, diğer adıyla kondom kullanımı da son derece yaygındır ancak bazı çiftlerde ilişki açısından tercih edilmemektedir. Bir diğer yöntem olan iğne ise, adet döneminin ilk 7 günü içerisinde uygulanması gereken ve kas içine uygulanan enjeksiyon işlemidir. Bu işlem, yumurtlamayı ve döllenmeyi engellediği gibi, emziren bayanlarda sütü bozacak olmasından dolayı kullanılmamalıdır ve buna benzer bir yöntem olan 3 aylık döllenmeyi engelleyen iğneler ise emziren anneler için de uygundur. Yaklaşık kibrit büyüklüğünde ve kalınlığında olan deri altına uygulanan silikon kapsüller, kolun iç kısmına deri altına yerleştirilir ve son derece etken bir yöntemdir. Rahim içi araç adıyla anılan bakır koruyucular ise yaklaşık 10 yıla kadar koruyucu olmakla birlikte, rahimde döllenmeyi önler.  Diğer yöntemler ise rahim ağzına yerleştirilen diyafram, kadın kondomu, spermisitler, tüp ligasyonu, vazektomi gibi erkeklerde kanalların bağlanması işlemleridir.

Anne Sütünü Artıran Besinler Nelerdir?

Anne sütü, doğum yapan bir kadının bebeğini en az 6 ay olmak kaydı ile 2-3 seneye kadar emzirerek sağlıklı yetişmesini sağlayan ve içerisinde bebeğin gelişimi için tüm gerekli maddeleri barındıran bir besindir. İlk 6 ay anne sütü ile beslenen çocukların, süt azlığından dolayı ya da yetmemesinden dolayı beslenemeyen çocuklara göre, gelişim ve zekâ seviyelerinde ciddi derece fark görülmektedir. Bu sebeple sütü az gelen annelerin beslenmelerinde bazı yiyeceklere dikkat etmeleri, sütlerini artıracak etkiye sahip olabilmektedir. Anne sütünü artıracak besinler arasında ise şunlar yer alır:

  • Çemen otu tohumu
  • Rezene
  • Kimyon
  • Siyah susam
  • Arpa
  • Fesleğen
  • Yeşil, kırmızı ve turuncu besinler
  • Sarımsak
  • Yulaf
  • Yağlar

Anne Sütünü Olumsuz Yönde Etkileyen ve Azalmasına ya da Kesilmesine Sebep Olan Etkenler Nelerdir?

Anne sütü, bebeğin hem fiziksel hem de zihinsel gelişimi için son derece önemli olan bir besin maddesidir. Özellikle ilk 6 ay bebeğe anne sütü dışında hiçbir besin maddesi verilmesi tavsiye edilmediği gibi, suyun bile zararlı olabileceği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Anne sütü içerisinde hiçbir besin maddesinde olmayan ve bir bebeğin tüm gelişimine fazlasıyla yetecek olan değerler ve maddeler mevcuttur. Bu sebeple sütün kalitesi, miktarı ve gereken zamandan önce kesilmemesi ya da azalmaması, bebeğin gelişim süreci içerisinde büyük önem taşır. Anne sütünü her ne kadar artırıcı besinler mevcut olsa da, diğer taraftan sütün azalmasını sağlayan, ya da tamamen kesilmesine sebep olan bazı faktörler vardır ki bu faktörler sadece beslenmeyle değil, annenin birçok düzenine ya da düzensizliğine bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Anne sütünü olumsuz yönde etkileyen ve azalmasına ya da kesilmesine sebep olan etkenlerin başında tabiî ki beslenme düzeni gelir. Bu besinler arasında en çok etkilediği düşünülenler ise lahana, soslar ve turunçgiller olarak adlandırılan besinlerdir. Annenin sağlık koşulları doğrultusunda kontrollü ya da kontrolsüz tükettiği ilaçlar da bebeğin gelişmesinde temel olan anne sütünü son derece etkileyen bir faktördür. İlaçların zararlı olduğu bilinerek bitkisel ilaçların zararsız olduğu düşüncesi ise son derece yanlıştır. Bitkisel ilaçlar da en az normal kimyasal ilaçlar kadar kana karışarak anne sütünü etkileyebilme özelliğine sahiptir. Tüm bu etkenlerin yanı sıra yine çok büyük olumsuz bir faktör olan şey ise, genel olarak sağlığa zararlı olan ve kullanılmaması gereken alkol, sigara ve kafeinli içeceklerin tüketilmesidir. Diğer kullanımlar bir yana, özellikle alkolün birkaç yudumu dahi annenin vücudunda 30 dakika ile 90 dakika arasında kana karışarak, sütün kalitesini bozar, azalmasını sağlar ve bu şekilde de bebeği olumsuz yönde etkiler.

Tüp bebek

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar