Tüp bebek ve İnfertilite Tedavisi - Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu

Genç Kız Sağlığı

  ERGENLİK  DÖNEMİ

Ergenlik dönemi  çocukluktan  genç kızlığa adımın atıldığı bir dönemdir. Bu dönemde bedensel gelişim ve kişilik gelişimi çok hızlıdır. Kızlarda 9 yaşlarında başlayan bu değişim18 yaşına dek devam eder.

Sağlıklı bir kadın olabilmek için gerekli olan değişimlerin gerçekleştiği ergenlik döneminde, beyin ve üreme organları vücudun diğer bölümlerine hormonlar adı verilen kimyasallar aracılığı ile mesajlar gönderir.

Kızlar ergenlik dönemine erkeklerden yaklaşık  iki yıl daha önce girer. Bu büyüme ve gelişim sürecini  kişinin kendisinin düzenlemesi mümkün değildir. Bu süreç ancak vücudunuz hazır olduğunda başlar.

·       Dış görünüşünüzde meydana gelen değişiklikler;

Ergenlik döneminin başlaması ile beraber önce kalçalar yuvarlaklaşmaya başlar, bunu cinsel organların etrafında ve koltuk altında tüylerin belirmesi takip eder. Göğüsler büyüklüğü ve şekli değişir. Bu değişiklikler  kişilere göre hızlı veya yavaş olabilir. Özellikle koltuk altından daha fazla terleme başlar. Bu dönemde hormonların etkisi ile ciltte yağlanma artar ve sivilceler çıkar.

Ergenlik döneminden itibaren daha fazla salınmaya başlayan cinsiyet hormonlarının etkisi ile adet kanamaları ve adet siklusları başlar. Hormonların etkisi ile duygular ve davranışlar da değişir, psikolojik yapı değişerek çocuk kişiliğinden  genç kız kişiliğine geçilir.

İÇ VE DIŞ GENİTAL ORGANLAR

Üreme organları iç ve dış genital organlardan oluşur. Üreme ve cinsel fonksiyonlar beyinden gelen kimyasal sinyallerin kontrolünde bu organlarda gerçekleşir.

Dış genital organlar vulva  adı verilen iç ve dış dudaklar, klitoris, hiymen (kızlık zarı) ve çeşitli bezlerden oluşur. Vajinanın açıklığını çevreleyen iç ve dış dudaklar, yağ dokusu, ter bezleri ve kıl köklerini içeren deri kıvrımlarıdır. Vulva iç kısımda bulunan vajinanın girişini ve üretrayı (idrar deliğini) dış etkilerden korur. Klitoris erkekte penisi oluşturan yapının kadınlardaki kalıntısıdır. Hiymen (kızlık zarı) vajinanın girişini kaplayan ince bir zardır. Bu zarın kenarları arasındaki delikten adet kanı dışarıya akar.

İç genital organlar vajina, serviks(rahim ağzı), rahim, fallop tüpleri ve yumurtalık-lardan oluşur.

Vajina  vulvadan rahme doğru uzanan ve kaslardan oluşan bir yapıdır

Serviks (rahim ağzı)  rahmin daralan uç kısmıdır.Vajina ile rahim arasındaki bağlantıyı sağlar. Rahim ağzındaki açıklık adet kanının geçmesine izin verirken mikropların rahme ulaşmasını engeller.

Uterus (rahim) armut şeklinde bir organdır. Rahim endometrium adı verilen ve her adet döneminde kalınlaşıp adet kanaması ile dökülen bir doku ile kaplıdır. Bu doku gebelik sırasında bebeğin yerleşmesine ve gelişmesine olanak sağlar. Rahim, vajinadan rahim ağzı ile ayrılır .

Fallop tüpleri (yumurtalık kanalları) rahim ile yumurtalıklar arasında uzanan kanallardır. Yumurtalıklardan salınan yumurtanın döllenmesi bu tüplerde gerçekleşir. Döllenen yumurta tüplerden geçerek rahme ulaşır.

Yumurtalıklar rahmin iki yanında bulunan ceviz büyüklüğünde yapılardır. Kadınlık hormonlarını salgılayan yumurtalıklardan, ergenlik döneminden menopoza kadar her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır.

ADET SİKLUSU

Ergenlik döneminde beyinden gelen uyarılar, yumurtalıklardan östrojen ve progesteron adı verilen hormonların salınmasını sağlar. Adet siklusu bu hormonlar tarafından düzenlenir. Kız çocukları doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta vardır. Doğumdan ergenlik dönemine dek geçen sürede yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. İlk adet kanamasına menarş denir. Adet kanaması 9-16 yaşları arasında başlar.

1–14.Gün;  Bu günler siklusun östrojen fazı olarak da adlandırılır. Adet kanamasının başladığı ilk gün östrojen en düşük düzeydedir. Hipofiz bezine gönderilen sinyaller ile FSH  adı verilen hormon salınır, bu hormon yumurtalıklardan östrojen üretimini uyarır.

15–28. Gün;  Adet siklusunun ikinci yarısında yumurtalıklarından progesteron adı verilen hormon salınır. Progesteronun etkisi ile rahmin iç tabakası kalınlaşarak gebeliğe hazırlanır.

ADET SİKLUSU İLE İLGİLİ MERAK ETTİKLERİNİZ:

Adet kanamaları 9–16  yaşlar  arasında başlar. Spor yapan kızların yanında çok zayıf olan ve gelişmenin başladığı dönemlerde kilo veren kızlarda  da menarş  gecikebilir.

On beş yaşına gelinmesine rağmen hala adet kanaması başlamadıysa bir hekime başvurup kontrolden geçilmesi gerekir. Hekim genital organları kontrol eder. Bazı kızlarda vajinanın girişinde bulunan zarda normalde bulunması gereken  adet kanının dışarı aktığı açıklık bulunmaz. Çok nadir vakalarda ise vajina  veya rahim gelişmemiş olabilir.

Adet kanaması ayda bir olur. 25–30 gün arasında süren adet siklusları normaldir. Adet kanaması 3–7 gün sürer. İlk günlerde daha fazla olan kanama giderek azalır. Adet kanamalarının başladığı dönemlerde bu kanamalar her ay aynı şiddette olmayabilir. Bir ay daha fazla , diğer ay çok daha hafif olabilir.

Adet  kanamaları vücut ağırlığına, diyet yapılmasına, heyecan, stres, egsersiz ve hastalıklardan etkilenerek düzensizleşebilir. İlk dönemlerde adet günlerinin uzunluğu değişir. İlk 1–2 yıl düzensiz adet görülmesi normaldir. Menarştan sonra üreme organları ve hormonların uyum içinde çalışmasının düzene girmesi zaman alabilir.

Bazı kızlar yılda sadece 3–4 kez adet görebilir. Stres, ağır eksersiz, ani kilo kaybı ve diyet nedeni ile adet siklusları bu kadar uzun sürebilir. Bunun dışında hormonal dengesizlikler de bu sürenin uzamasına yol açar. Polikistik over sendromu adı verilen kilo fazlalığı, aşırı tüylenme ve adet düzensizliklerinin görüldüğü durumda da yılda  sadece 3-4 kez adet görülür.

Stres, bazı tip egsersizler veya hayatınızdaki diğer değişiklikler nedeni ile adet  siklusları 21 günden daha kısa sürebilir. Bu durumda hekiminize başvurarak kontrolden geçmeniz gerekir. Fazla kanama kansızlığa neden olur. Kansız olan kişiler demir içeren besinlerden daha fazla yemeli veya demir hapları kullanmalıdır. Adet kanamalarının kaç günde bir olduğunu, kanamanın kaç gün sürdüğünü, kanama miktarını ve kramp gibi şikayetleri not etmeniz hekime başvurulduğunda size yardımcı olur.

Stres, hastalık, kilo kaybı  gibi nedenlere bağlı olarak arada birkaç ay adet görmeyebilirsiniz. Birkaç ay adet kanaması olmadığında hekime başvurulması gerekir.

En sık kullanılan ürünler pedlerdir. Bunlar iç çamaşırına yerleştirilen ve emiciliği fazla olan materyallerdir. Bunlar adet kanını emerek, pedin iç katlarına alır. Bir diğer yöntem ise tampon kullanımıdır. Tampon ülkemizde çok yaygın kullanılmayan bir üründür. Genç kızlar için olan ve vajinanın girişindeki zara zarar vermeyen tipleri de vardır. Cinsel hayatı aktif olan kişiler tamponu daha rahat kullanır. Tampon kullanırken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır.Tampon kullanımı Toksik Şok Sendromu  olarak adlandırılan  önemli bir sağlık sorununa neden olabilir. Tampon kullanan kişilerin tamponu mutlaka  4–6 saatte bir  değiştirmeleri gerekir.

Eskiden bu dönemde denize girilmemesi, spor yapılmaması ve normalde yapılan birçok aktiviteden uzak durulmasının gerektiğine inanılırdı. Gerekli koruma sağlandığında yüzme ve diğer sporlar yapılabilir. Ağrı ve krampları olan genç kızlar bunlardan kaçınmalıdır.

Premenstrual sendrom birçok genç kızın karşılaştığı bir durumdur.Adet kanamasından 1–2  hafta önce başlayarak duygusal değişiklikler, göğüslerde ağrı ve hassasiyet, vücutta şişlik, sivilcelerin çıkması, yorgunluk gibi belirtilere neden olur. Bu yakınmalar adet kanamasının başlaması ile geçer. PMS yumurtlama döneminden sonra görülür. Östrojen ve progesteron  beraberce bu bulgulara neden olabilir. Şeker, kafein, tuz gibi belli başlı yiyeceklerin tüketimini azaltmak ve yeteri kadar dinlenmek önemlidir.

Genç kızların bir kısmı adet kanaması başlamadan önce ve kanama sırasında karın ve kasıkta şiddetli ağrılardan yakınır. Bu kramplar genellikle hafif olmasına rağmen bazen genç kızların günlük yaşantısını devam ettirmesini engelliyebilecek kadar şiddetli de olabilir. Genç kızların yarısından çoğu kramplardan yakınırken,her 7 genç kızdan birinde ağrılar çok şiddetlidir.

Adet kanaması ile rahmin iç tabakası dökülmeye başlar ve prostoglandin adı verilen maddeler salınır. Bunlar rahimdeki düz kasların kasılmasına neden olur. Rahimdeki düz kasların kasılması sırasında şiddetli kramplar hissedilebilir. Prostoglandin düzeyleri bazen çok yükselir bu da ağrının çok fazla olmasına neden olur. Rahim ile rahim ağzı arasındaki kanal dar olan genç kızlarda bu kramplar daha şiddetli olur. Ayrıca stres de bu krampları arttırabilir.

Bu kramplara baş ağrısı, bulantı, kusma, sık idrara çıkmak ve barsak hareketlerindeki değişikliklere bağlı ishal veya kabızlık eşlik edebilir.

Yeteri kadar dinlenme, uyku ve düzenli egzersiz yapılması krampların şiddetini azaltır. Karın bölgesine sıcak pedlerin  yerleştirilmesi de ağrıyı azaltabilir. Karın bölgesine sıcak su torbası uygulanabilir, fakat su çok sıcak olmamalıdır. Prostoglandin üretimini azaltan ağrı kesiciler kullanılabilir. Ağrı kesicileri kullanmaya kramplar şiddetlenmeden başlamak gerekir. Tahmini adet kanamasından bir gün önce ağrı kesicilerin kullanılmaya başlanması ve kanama başladıktan sonra 1-2 gün ilaca devam edilmesi önerilir.

Aspirin dışındaki ağrı kesiciler kanamanın artmasına neden olmaz. Fakat ağrı kesicileri kullanmadan önce hekime danışılması ve ilacın yan etkilerinin öğrenilmesi gerekir. Başkalarında herhangi bir probleme neden olmayan bir ilaç size zararlı olabilir.

Sigara içmek sağlığınızı olumsuz etkiler. Yapılan bilimsel çalışmalarda sigaranın üreme sağlığını da olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Sigaranın içerdiği nikotin kan damarlarının büzüşmesine ve organların oksijen ihtiyacının karşılanamamasına yol açar. Sigara adet düzenini bozar ve ileride çocuk sahibi olmanızı zorlaştırabilir.

Kanamanın fazla ve krampların olduğu ilk günlerde pıhtıların gelmesi normaldir. Vücuduzda pıhtılaşmayı önleyen faktörler üretilir. Kanamanın çok yoğun olduğu günlerde üretilen bu faktörler yetersiz kalabilir ve pıhtılaşma olur. Fakat her zamankinden büyük pıhtılar geliyorsa hekime başvurulması gerekir.

Adet kanmaları arasındaki dönemde lekelenme şeklinde kanamalar olabilir. Bunun en sık görülen nedeni yumurtlama döneminde (yumurta çatladığında) görülen kanamadır. Bu durum endişelenmeyi gerektirmez. Üreme organlarındaki enfeksiyonlar ve tümörlerde kanamalara ve lekelenmelere yol açar.

JİNEKOLOJİK MUAYENE

İlk Jinekolojik Muayeneden Korkmayın

 

Jinekoloji, cinsel sağlığı ve üreme sağlığını korumaya yönelik kadınlara özel tıbbi bir bakımdır. Bu bakım; hastalıklardan korur, kanserlerin erken tanısını, üreme organlarını etkileyen enfeksiyonların erken tanı ve tedavisini ve daha sonra görülebilecek kısırlık gibi komplikasyonların önlenmesini sağlar.

Birçok genç kız için ilk jinekolojik muayene oldukça tedirgin edici gözükse de önemi düşünüldüğünde bu randevunun kesinlikle ertelenmemesi gerekir. Bir genç kızın bu randevuda nelerle karşılaşacağını bilmesi endişelerini yenmesinde yardımcı olur. Öncelikle kişisel, ailesel, cinsel ve tıbbi öyküler alınır. Jinekolojik muayene yapılır ve laboratuvar testleri istenir. Muayenenin adet kanamasının olmadığı bir dönemde yapılması gerekir. Adet kanaması hem laboratuvar testlerinin sonuçlarını hem de muayeneyi etkiler. Muayene öncesindeki birkaç gün vajinal duş ve krem kullanımından kaçınmak gerekir.

Jinekologla ilk randevudan önce sorulmak istenen konuların belirlenerek not alınması randevunun daha verimli geçmesini sağlar. Jinekoloğa verilen bilgilerin ve aktarılan şikayetlerin eksiksiz olması gerekir. Jinekoloğa verilen tüm özel bilgiler gizli kalır. Yanlış ya da eksik bilgi verilmesi tedaviyi ve sorunların belirlenmesini olumsuz etkiler.

Birçok genç kız ilk jinekolojik muayene öncesinde son derece tedirgin olur. Oysa jinekolojik muayene ağrıya yol açmayan kolay ve beş dakikadan fazla sürmeyen bir işlemdir. İlk muayene öncesinde kişinin kendini rahatsız hissetmesi son derece doğaldır ve muayenede neler yapılacağı konusunda önceden bilgi sahibi olmak endişeleri azaltır.

 

Jinekolojik muayene ile genital organların durumu ve jinekolojik problemler değerlendirilir. Jinekolojik muayene için iç çamaşırının çıkarılıp, jinekolojik muayene masasına yatılması istenir. Bu sırada karın ve bacakların örtülebileceği bir örtü verilir ve muayene başlamadan önce masanın uç kısmına kayarak ayakların muayene masasının iki yanında bulunan özel ataçmanlara geçirilmesi isteniyor. Doktorun muayene yapabilmesi için bacakları ayırarak yatmak gerekir. Bu pozisyonda kişinin kendini rahat bırakması muayene işlemini çok kolaylaştırıyor. Doktor eldiven giyerek dış genital organları muayene eder. Kızarıklık, tahriş, kist, siğil olup olmadığını kontrol eder. Çok kısa süren bu işlem herhangi bir acı vermez. Karından yapılacak ultrasonografi ile üreme organları değerlendirilir. Jinekolojik muayene sonrasında uzman idrar tahlili ve kan sayımı gibi birkaç tahlil isteyebilir.

· Karnın alt bölgesinde ağrı
· Adet düzensizlikleri, adet kanamasının olmaması veya aksaması
· Adet kanaması sırasında şiddetli ağrı
· Anormal kanamalar
· Dış genital organlarda ağrı, şişlik, kaşıntı, kitle ve yaralar bulunması
· Vajinal akıntı, kaşıntı ve ağrı olması
· Onbeş, onaltı yaşına gelinmesine rağmen adet kanamasının olmaması
· Cinsel temas yoluyla geçen hastalıklara mağruz kalınması

GENİTAL HİJYEN VE ENFEKSİYONLAR

Genital hijyenin sağlanması, kadın sağlığı ve üreme sağlığının korunmasında ki en önemli basamaktır. Sağlıklı bir genç kızda genital organlar flora olarak adlandırılan bir çok mikroorganizmayı içerir. Bu mikroorganizmalar arasındaki dengenin bozulması enfeksiyonlara yol açarak üreme sağlığına zarar verebilir.

Ø      Tuvalet sonrası temizlik mutlaka önden arkaya doğru yapılmalı.

Ø      Temizlik yapıldıktan sonra genital bölge mutlaka kurulanmalı.

Ø      Banyo yaptıktan ve havuza girdikten sonra da genital bölge mutlaka kurulanmalı.

Ø      Pamuklu iç çamaşırları kullanılmalı.

Ø      İç çamaşırları sık değiştirilmeli ve yıkandıktan sonra ütülenmeli.

Ø      Dar, sıkı ve bedene uygun olmayan iç çamaşırları ve pantolon giyilmemeli.

Ø      Kokusuz ve renksiz tuvalet kağıdı kullanılmalı.

Ø      Vajinal duş, sabun, pudra ve sprey kullanımından kaçınılmalı.

Ø      Kullanılan pedlerin kokusuz ve renksiz olmasına dikkat edilmeli.

Ø      Pedler sık değiştirilmeli. Poşetlerinde veya temiz bir yerde kapalı tutulmalıdır. Açıkta duran ve kirli ellerinizle ellediğiniz pedlerden mikrop kapabilirsiniz.

Ø      Belli bir cins ped kullanımından sonra kaşıntı, kızarıklık ve yanma gibi problemler olduğunda farklı bir ped deneyerek sizde yakınmalara yol açmayan bir ürünü tercih etmelisiniz.

Ø      Bu dönemde yıkanmanızda hiçbir sakınca yoktur. Küvete sıcak su doldurarak yıkanmaktan kaçınmalısınız. En uygun olanı ayakta duş almanızdır.

Ø      Adet döneminde kötü kokulardan kaçınmak için fazla miktarda parfüm, kolonya vs kullanmanın yararı yoktur. Özellikle genital bölgenize kolonya veya parfüm sürmekten ve kokulu pedler kullanmaktan kaçınmalısınız.

Sağlıklı bir genç kızda vajina, vajinal florayı oluşturan birçok mikroorganizma içerir. Normal vajinal salgılar kokusuz ve renksizdir. Cinsel aktivite, yaş, menstrual siklusun dönemi, genel sağlık durumu ve beslenme vajinal salgıda değişikliklere yol açabilir.

Vajinal florada yer alan mikroorganizmalar arasındaki denge bozulduğunda bu mikroorganizmalardan biri veya birkaçı fazla çoğalarak enfeksiyonlara yol açar. Vajinal enfeksiyonlarda vajinal salgının miktarı, rengi ve kokusu değişir. Genç kızlarda en sık mantarların yol açtığı enfeksiyonlar görülür.

Ø      Genital bölgenin nemli kalması,

Ø      Dar ve sıkı iç çamaşırlarının giyilmesi,

Ø      Genital bölgenin temizliğine dikkat edilmemesi,

Ø      Vajinal duş, sprey gibi kimyasallar içeren ürünlerin kullanılması,

Ø      Fazla kilolu olmak,

Ø      Şeker hastalığı,

Ø      Uzun süre antibiyotik kullanmak,

vajinal mantar enfeksiyonlarının sık görülmesine yol açar.

Ø      Kaşıntı ve hassasiyet

Ø      Beyaz peynirimsi vajinal akıntı

Ø      İdrar yaparken yanma

Hijyenik kurallara dikkat edilerek bu enfeksiyonlardan korunmak mümkündür. Bu enfeksiyona ait yakınmalarınız olduğunda mutlaka hekime danışarak tedavi olmanız gerekir.

Ergenlik Döneminde Sık Karşılaşılan Diğer Problemler;

Ergenlik döneminde androjenler (erkeklik hormonları) arttığı için bir miktar tüylenme olur. Tüylenme fazla ve adet kanamaları da düzensiz ise bir hekime başvurulması gerekir. Polikistik over sendromu olarak adlandırılan hastalıkta aşırı tüylenme, adet düzensizlikleri, sivilcelenme ve şişmanlık görülür. Bu hastalığın tanısı ultrasonografi ile konur ve hormon preparatları ile tedavi yapılır. Kilo verilmesi de hastalığın tedavisinde önemli bir basamaktır.

Düzenli egzersiz ve spor yapmak sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Fazla ve ağır spor yapan genç kızlarda bu duruma beslenme bozukluğu eklendiğinde östrojen (kadınlık hormonu) azalır. Adet sikluslarının düzeni bozulur ve amenore (adet kanamasının hiç olmaması). Östrojen eksikliğine bağlı kemik erimesi başlar. Ağır spor yapan kızların % 60’ında amenore görülür. Aşağıdaki bulgular görüldüğünde hemen hekime başvurulması gerekir.

Ø      Kilo kaybı

Ø      Düzensiz adet kanamaları ve amenore

Ø      Yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu

Ø      Kas yaralanmaları

Ø      Kemiklerde stres kırıkları (bir travma olmadan meydana gelen kırıklar)

Bu durum uzun süre tedavi edilmediğinde kemiklere, üreme sağlığınıza ve kalbinize kalıcı zararlar verebilir.

Beslenme düzenlenerek, kalsiyum ve vitamin takviyesi yapılmalıdır. Gerektiğinde hormon ilaçları da kullanılabilir.

Fazla spor yapıldığında;

Ø      Adet kanmalarının tarihleri kaydedilip izlenmeli,

Ø      Öğün atlamadan düzenli beslenilmeli,

Ø      Bayan atletlerle çalışan diyetislerden beslenmeniz ile ilgili tavsiyeler alınıp, gerektiğinde vitamin, kalsiyum ve demir takviyesi yapılmalı,

Ø      Sporu genç kızın kendisi için yaptığı ve sağlığın her şeyden önemli olduğu unutulmamalı

Ø      En sık görülen neden yapısal gecikmedir. Araştırdığınızda ailenin diğer bireylerden  bazılarının da ergenlik dönemine geç girdiğini öğrenelir.

Ø      Şeker, astım, böbrek hastalıkları gibi kronik hastalıklar

Ø      Beslenme bozuklukları

Ø      Hipofiz ve tiroid bezlerindeki bozukluklar

Ø      Genetik hastalıklar

Her 100 gençten birinde ergenlik dönemi gecikir. Bu durumda genç kızın ailesi ile beraber bir hekime başvurarak gecikmenin nedeninin belirlenmesi ve tedavi edilmesi  gerekir.