Klasik Tüp Bebek (IVF) Nedir?

Paylaş:

klasik tup bebek

1 ) Klasik tüp bebek ( IVF ) nedir?

IVF İn vitro fertilizasyon yani kısaca ifadesi ile IVF, klasik tüp bebek tedavisi anlamına gelir. Bu tedavi ile beraber, laboratuvar ortamı içerisinde sperm hücresi ile ve yumurta hücresinin birleştirilmesine destek olunur. Dünyada ilk defa, 1978 yılında geliştirilmiş olan bir üreme yöntemidir. Kısa süre içerisinde ise, bütün dünya çapında yaygın bir şekilde tedavinin yapılabilmesi amacı ile kullanıma başlanmıştır.

2 ) Klasik tüp bebek tedavisi hangi adımlardan meydana gelmektedir?

Tüp Bebek tedavisinde asıl hedeflenen nokta, anne adayından sağlıklı yumurtaların sağlanabilmesidir. Anneden alınan bu yumurtalar, laboratuvar koşulları ile beraber, sperm ile birleştirilir. Bu birleşmenin sonucunda gelişmekte olan embriyolar, anne adayının rahmine aktarılması transfer edilir. Bunun sağlanabilmesi için de, bir takım adımların geçilmesi gerekmektedir.

Bu adımlar ise;

  • Yumurtalıkların ilaç ile uyarılması
  • Olgunlaşan yumurtaların toplanması
  • Yumurtanın laboratuvarda, sperm ile birleştirilmesinin sağlanması
  • Gelişen embriyoların rahim içine transfer edilmesi aşamalarıdır.

3 ) Yumurtalıkların uyarılması

Kadınlar, normal şartlar altında, aylık 1 adet yumurta üretir. Bu yumurtalar tüplere bırakılır.

Tüp bebek tedavisinde ise, hamilelik olasılığını yükseltebilmek amacı ile daha fazla yumurtanın geliştirilmesi istenir. Bu sebepten dolayı da, yumurtalıkların uyarılmasına yardımcı olan ilaçlar kullanılır. İlaçlar enjeksiyon şeklinde anne adayına, cilt altına veya kasa uygulanır. Bu amaç doğrultusunda birçok ilaç bulunmaktadır.

Yumurtalıkların uyarılmasını sağlayan ilaçlar 2 farklı protokol ile kullanılmaktadır. Bunlar;

Adet döneminin 3. Gününden itibaren başlanarak kullanılan ilaçlar, kısa protokolde kullanılır.

Bir önceki adet döneminin 21. günü ilk olarak Lucrin şeklinde ifade edilen bir ilaca başlanır. Bu ilaç ile beraber, yumurtalıkların baskılanması sağlanır. Daha sonra ise, uyarıcı ilaçların kullanımına geçilir. Bu yöntem, uzun protokolü kapsamındadır. Anne adayı için hangi protokolün daha uygun olacağına ise, doktor çeşitli değerlendirmeler sonrasında karar verir.

Yumurtalıklar ortalama olarak 14 gün süre ile uyarılır. Bunun sonucnda folikül olarak bilinen ve içinde yumurta bulunan kesecikler oluşur. Bunların boyutları ultrason sayesinde değerlendirilir ve 17mm ile18 mm ye kadar olgunlaşmaları beklenir. Bütün bunların haricinde, kan alınır ve yumurtalıklardan salgılanmakta olan estrogen hormonun seviyeleri incelenir. İlaçlar ile uyarı işlemi aşamasında ortaya çıkan en önemli husus, foliküllerin zamanından önce yumurtlamasıdır. Bunun önüne geçebilmek için, uzun protokol tedavisi gören adaylara, Lucrin veya kısa protokol tedavisi görenlerde Cetrotide/ Orgalutran ismi verilen ilaçlar uygulanmaktadır.

Uygulanan bu ilaçların uzun vadede kadın için herhangi bir yan etkisi bulunmaz. Yapılan araştırmalarda yumurtalıkları uyarıcı ilaçların kanser riskini arttırdığına dair ortaya koyduğu bildirilerin, daha sonra yapılan çalışmalarla kanıtlanmaması bu konudaki endişeleri azaltmıştır. İlaçlar kısa vadede yan etkilere sahip olabilir.

İlaçları kullanan anne adayların ortalama %15’inde yumurtalıklar ilaçlara cevap vermediği ya da çok yetersiz cevap verdiği için tedavinin iptali söz konusu olmaktadır.

DEUTSCHLAND KUENSTLICHE BEFRUCHTUNG

4 ) Yumurtaların toplanması

Vajinadan uygulanan ultrason aracı üzerine çeşitli iğneler takılır ve yumurtaların toplanma evresine gerçekleştirir. Yaklaşık 15 dakika gibi kısa sürede tamamlanan uygulama, hafif anestezi şeklinde gerçekleştirilir. Yumurta toplama aşamasında, kadın hiçbir şekilde ağrı hissetmez. Folikül olarak tabir edilen, içi sıvı dolu keseciklerden aspiratör yardımı ile yumurta dışarıya doğru emilmektedir. Uygulama esnasında ki en önemli komplikasyon, kanamanın görülmesidir. Ancak bu risk ile çok az karşılaşılmaktadır.

Yumurta toplama uygulamalarından sonra, anne adayı merkezde 2 saat dinlendirilir. Daha sonra da, evine gönderilmek üzere, hastaneden taburcu edilir.

Yumurtalıkların uyarılması aşamasında kontrollerde foliküller tespit edilir ve ölçümleri yapılır, yumurtanın boyutları ufak olduğu için ultrasondan görüntü alınamaz. Bu sebeple de, ultrasonda tespit edilen foliküllerin bir kısmından yumurta elde edilemeyebilir. Bu sebeple de istenilen yumurta sayısından daha az yumurta elde edilmiş olur.

5 ) Yumurta vespermin laboratuarda birleştirilmesi

Toplanan yumurtalar, vakit kaybı yapılmadan laboratuvar merkezine yollanır. Vücut ısısı ve anne adayının tüplerinde bulunan ortama, en yakın olan şartlarda saklanması sağlanır. Bu ortama inkubatör ismi verilir. Yaklaşık olarak 2 saat ile 4 saat arasında bekletme yapıldıktan sonra, sperm ve yumurtaların birleştirilmesi sağlanır.

Türkiye’de klasik tüp bebek, yani IVF merkezlerinin büyük bir çoğunluğu, klasik IVF yerine ICSI yöntemini kullanmayı tercih etmektedir.

6 ) Embriyo transferi

Sperm ile birleştirilen yumurta hücrelerinin gelişimleri, laboratuvar ortamında takip altına alınır. İlk gün sperm ile yumurta çekirdekleri birleştirilir. Bu duruma fertilize veya bir başka ifade ile döllenme ismi verilir.

2. gün ise 4 hücreli bir embriyo durumuna geçilir.

3. Gün, 8 hücreli olur,

4. gün ortasında sıvı birikimi olan daha olgun bir embriyo biçime gelir. Embriyolar çoğunlukla yumurta toplama aşamasından 3. gün ya da 5. gün sonra transfer edilir. Embriyoları laboratuar koşullarında daha fazla bekletilmesi ve 5. gün transfer edilmesinin sebebi ise embriyoların tercihinin daha iyi olarak seçilebilmesidir. Bundan dolayı da 3. gün minimum 7-8 embriyo gelişmiş olan adaylar 5. gün transferi için ideal adaylardır. Bunun sebebi, az sayıda embriyo gelişen anne ve baba adaylarında 5. güne beklendiği zaman hiçbiri gelişmeyebilir. Bu sebeple de transfer edilecek embriyo kalmayabilir.

Türkiye’de 2010 senesinde bildirilen yeni düzenleme ise 35 yaş altı kadınlara yalnızca 1 embryo transferi izni verilmiştir. Yaşı 35 üzeri olan kadınlara ise 2 embryo transferi izni vardır. Bu yasanın amacı ise çoğul gebelik riskini önlemektir.

Embriyo transferi adımında, anne adayına anestezi yapılmaz. yaklaşık 5 dakika civarında süren bir işlemdir. Anne adayı, herhangi bir ağrı veya acı hissi duymaz. Daha çok embriyo transferi ultrason kontrolü altında gerçekleştirilir ve embriyolar rahim iç boşluğuna orta alana transfer edilir.

Transfer aşamasının ardından, anne adayı merkezde 1 2 saat bekletildikten sonra, evine taburcu edilir.

Embriyonun içerde tutunmasını sağlayan hususlar ise;

  • Embriyonun yapısı ve rahim içi tabakasının durumu
  • Rahim iç tabakasının kalınlığının 7 mm’nin üzerinde olması.

Embriyoların transfer adımından sonra, ilk hamilelik testi, 12 ile13. gün içerisinde yapılır. Yapılacak olan bu hamilelik testi, kan aracılığı ile yapılır. Bu teste ise, BhCG ismi verilir. Kesin olarak hamileliğin gelişip gelişmediği görülebilir. Hamilelik testinin yapılmasından 1 hafta sonra, hamilelik kesesi kontrol edilir. Hamilelik süresi boyunca, uygulanacak olan vajinal ultrason muayenelerinin, bebek açısından herhangi bir sakıncası bulunmaz.

Freezing samples

7 ) Embriyo dondurma

Embriyo dondurma yöntemi yaklaşık 20 sene boyunca, bütün dünya çapında uygulanan bir yöntemdir. Embriyo dondurma 2 değişik yöntem ile yapılır. Bunlardan biri, yavaş dondurmadır. İkincisi ise hızlı dondurma yöntemidir. Hızlı dondurma yöntemi, yaklaşık son 5 senedir, dünyada her geçen gün yaygın bir şekilde uygulanmaktadır.

Embriyolar 3. günde ya da 5. günde dondurulabilir. Türkiye’de 5 sene boyunca dondurulmuş bu embriyolar muhafaza edilebilir. 3. gün embriyolarının dondurulması, 5. güne göre daha fazla olmaktadır.

Arzu edildiği zaman rahim içi tabakanın hazırlanmasının ardından embriyolar rahim içine aktarılır.

Dondurulmuş embriyoların transfer aşamasında, rahim iç tabakasının hazırlanması adına oral olarak uygulanan östrogen içeren tabletler uygulanır. Uygulanan bu ilaçlar kadın sağlığını uzun vadede etkilemez.

8 ) Hamilelik oranları nedir?

Tüp bebek tedavisine ilk başlanıldığı zamanlarda IVF, yani klasik tüp bebek tedavilerinde elde edilen başarı oranları yaklaşık %20 civarındaydı. Kısacası tedavi olan her 10 çiftten sadece 2 tanesinde hamilelik elde edilmekteydi. Ancak geliştirilen yöntemler sayesinde, elde edilen hamilelik oranları %60 yakın bir seviyeye gelmiştir.

IVF, yani klasik tüp bebek tedavilerinde hamileliğin elde edilmesinde ki en önemli faktör, kadının yaşıdır. Yaş artması ile elde edilecek olan hamilelik şansı da azalır. Kadının yaşının artması ile yumurta yaşlanması ortaya çıkar. Kadınların 35 yaşını geçmesi ile beraber, yumurta çekirdeği içerisinde bulunan kromozom olarak ifade edilen yapılar, eski özelliklerini yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Bunun haricinde hücre içerisinde yer alan sitoplazma isminde ki sıvı da, fonksiyonunu kaybeder. Bu nedenden dolayı da, yaşlanma ile beraber kadın üreme özelliğini kaybetmektedir. Tüp bebek tedavileri ile hamilelik oranı 30 ile 35 yaş arası, yaklaşık %50 şeklinde ifade edilebilirken, 35 yaşından sonra ise %40 civarına düşer ve 40 yaşının üzeri için beklenen hamilelik oranları ise, %20’dir.

klasik tup bebek (3)

9 ) Klasik tüp bebek ( IVF ) yan etkiler neler olabilir?

Yumurtalar aşırı uyarılmaya maruz kalırlarsa OHSS (overyan hiperstimülasyon sendromu) oluşma riski artacaktır. Az uyarılması halinde yumurta hücresi istenen olgunluğa erişemeyecektir. Ancak fazla uyarı gelirse de verilen ilaç ciddi bir sendromu gündeme getirecektir. Burada hekim tecrübesi ön plana çıkar. OHSS ile karın içerisinde fazlaca sıvı toplanması meydana gelebilir. Mide bulantıları, kusma şikayetleri gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. İleri seviyeli durumlarda akciğerlere sıvı toplanabilir ve nefes darlığı şikayetiyle de karşılaşılabilir. Meydana gelen bu yan etki çoğu zaman hastane koşullarında yataklı tedaviye ihtiyaç duyulmadan kendiliğinden geçebilmektedir.

Bin vakadan yalnızca birinde yumurta toplama uygulamasında kanama yaşanabilmektedir. Eğer kanama artarsa laparoskopik teknikler ile karın içine cerrahi işlem gerekebilir.

Tüp bebek tedavilerinin yan etkilerinden birisi de düşük ile sonuçlanan gebeliklerdir. Aslında tedavi düşüğe sebebiyet vermemektedir. Bunun nedeni zaten kalıtsal anlamda problemli olan bebeğin, vücut tarafından kabul görmeyip dışarı atılma ihtiyacı hissetmesidir.

Dış gebelik riski meydana gelebilir. Bu olasılık % 1 ile % 2′sinde istenmeyecek şekilde dış gebeliğin oluşmasıdır.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar