Miyom Çeşitleri Nelerdir?

Paylaş:

myom2

Rahmin kas dokusundan kaynaklanan iyi huylu tümörler miyom olarak tanımlanır. Bunların histolojik yapıları gereği leiomiyoma, fibromiyom ve fibroid olarak da tanımlanır. Miyom çekirdeğinin portakal büyüklüğüne ulaşması yaklaşık 3 yıl kadar bir süre alır. Menopozla genelde küçüldüğü gözlenen miyomların, sadece % 10 kadarı bu dönemde de büyümeye devam edebilir.

Miyomların kesin nedeni bilinmese de, aşırı östrojene maruz kalma sonucunda geliştiği düşünülür. Endometriozis, endometrial hiperplazi ve endometrium kanseri gibi östrojene bağımlı patolojik durumların, miyomları olan kadınlarda daha fazla görüldüğü bilinir. Menopozda östrojenin etkisini yitirmesiyle miyomların küçülmesi, ergenlikten önce genellikle görülmemesi, gebelikte büyüme göstermesi, GnRH antagonistlerle miyomların küçülmesi östrojenin etkisini gösteren durumlardır. Fakat bunun için kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

Miyomlar genellikle birden fazla sayıda, birbirinden ayrı, düzensiz lobüsyon gösterirler. Yapılan mikroskobik incelemede farklı büyüklükte, farklı yönlerde gelişmiş, iç içe geçen düz kas demetlerinden oluşmuş bir yapı gözlenir. Düz kas liflerinin arasında bağ dokusu bulunmaktadır. Miyomun çevresinde miyometrium liflerinden oluşan yalancı kapsül yer alır. Miyomu besleyen kapsül boyunca ilerleme gösteren, bazı yerlerde kapsülü delen liflerle miyomun içine giren damarlarla olur. Bunlar miyom sapında olan 1-2 büyük damardan çıkmaktadır.

Miyomların gösterdikleri belirtiler büyüklükleriyle, sayılarıyla ve yerleştikleri bölgeyle bağlantılıdır. Rahmin her alanda oluşabilen miyomlar, genel olarak 4 farklı sınıflandırmaya tabi tutulur. Bu miyom türleri kadında farklı yakınmalara neden olabilir.

Miyom çeşitleri nelerdir?

Submüköz miyomlar: Bu miyomlar rahmi döşeyen endometrium tabakasının yani rahmin iç tabakasının altında olan kas dokusundan çıkmaktadır. Buradan rahmin iç boşluğuna büyüme gösterirler. Bazıları pedikül yani sap oluşturup rahim ağzından dışarıya çıkabilirler. Bunlar vajinaya doğan miyom olarak tanımlanır. Miyomun hareket etmesiyle birlikte sapının çevresinde dönmesi söz konusu olabilir. Bu durumda kadında adetler arasında ara kanamalar oluşabilir. Miyomların bu türlerinde enfeksiyon gelişme riski fazladır.

Miyomların bu türleri gebeliğin oluşmasını zorlaştıran, bazen engelleyen, adet düzensizliği gibi komplikasyonlara neden olduğundan, teşhis edildiğinde mutlaka çıkarılması gerekir. Bu miyomların büyüme göstermesi halinde, endometriumu içeriye itmesi söz konusudur.  Bu durum adet düzensizliğine neden olabilir.

İntramural miyomlar: Bu tür miyomlar rahim duvarında orta tabakada gelişir. Büyüklükleri farklı olabilir. Rahmin irili ufaklı tepecikler şeklinde büyümesine neden olabilirler. Miyomların içine subserozal miyomlarda katılabilir. Miyomların biri ya da daha fazlası rahmin düzgün şekilde büyümesini sağlayabilir. Bu durum kugel miyom olarak anılır.

Subserozal miyomlar: Bunlar rahmin dış tabakası serozanın altından gelişen miyomlardır. Büyümeleri karın boşluğuna doğru rahmin dış yüzeyine doğru olur. Bu miyomlar yine pediküllü yani saplı olabileceği gibi, geniş bir tabana yayılmış (sessile) olabilir. Saplı olanlar kendi çevresinde dönerek, torsiyone olabilir ve karın boşluğuna düşebilir. Bunlar omentuma yapışarak beslenebilirse, parazik miyom adını alır. Karın boşluğundaki bu miyomlar bazen yer değiştirebilirler. Bunlar dolaşan miyom adını alır. Subseröz miyomların ligamentum latunum iki yaprağının arasında büyürse, intraligamenter miyom adını alır.

Saplı miyomlar: Bu tür miyomlar subseröz ya da submüköz miyomların rahme ince bir sapla bağlanması halinde oluşur. Bu tür miyomların kendi sapı çevresinde dönmesiyle, kan bağlantısında bozulma meydana gelir. Bu durum miyomun dejenere olmasını sağlar.

Miyomların çeşitlerine göre verdiği belirtiler nelerdir?

Kadınlarda görülen miyomların yaklaşık % 25 kadarında bazı şikâyetler görülebilir. Bunların görülmesi miyomların yerleştiği alana, sayısına ve büyüklüğüne bağlıdır. Bazıları kanamaya neden olurken, bazıları çevre organlara bası yaparak kabızlık, gaz sorunu, sık idrara çıkma gibi etkiler yapabilir, bazıları da kadınların gebe kalmasını engelleyebilir. Bu etkilerin içinde en fazla görülenler ise;

Kanamanın fazla olması: Miyomu olan kadınların içinde % 30 kadarında adet kanamaları normalden fazla meydana gelir. Bu tür şikâyetleri yapan miyomlar genellikle submüköz türde olanlardır. Bu türdeki miyomlar rahmin içinde yerleşim gösterdiklerinden, zamanla endometrium dokusunu tahrip etmeleri alanı genişletmeleri yüzünden, kanamaların miktarı artar. Başlangıçta kanama fazla olsa da, süresinde bir değişim olmaz. Zaman içinde kanamaların süresinde de artış olur. Bu durum kadının kansızlık çekmesine neden olur. Bazı miyom çeşitleri ise, adet kanamalarının arsında ara kanamaların oluşmasına neden olabilir. Zaten miyomlu kadınların ilk olarak doktora gitmesine neden olan, bu kanamaların aşırı miktarda olmaya başlamasıdır.

Ağrının olması: Miyomlar nadiren ağrıya neden olur. Hissedilen ağrılar genellikle adet dönemlerinde olduğu gibi kramp tarzındadır. Ancak normalde adet kanamaları ağrısız olan kadınlarda, aniden adet kanaması sırasında ağrıların olması durumunda, mutlaka miyomlar değerlendirilmelidir. Adet kanamaları normalde sancılı olan kadınlarda ise, ağrının şiddetinin ya da şeklinin değişmesi dikkate alınmalıdır. Fazla oranda büyüyen miyomların çevresindeki dokulara ve sinirlere bası yapması halinde, ağrının olması gündeme gelebilir. Bu şekilde oluşan ağrıların bel ağrısı gibi olması karakterizedir. Miyom dejenerasyonu varsa, çevresinde dönerek kan akımı bozulan miyom varsa, bu durumda aniden bıçak saplanır gibi bir ağrı hissedilir. Bazı kadınlarda ise, adet kanamaları dışında bağımsız ağrılar gelişebilir. Bu tür ağrılar nadir olarak görülür.

Karın şişliği: Miyomların büyümesi halinde, diğer organları itmesi ve kadına rahatsızlık vermesi söz konusu olur. Bu daha çok mesane ve bağırsaklarda olur. Mesaneye bası yapan miyomlar, sık idrara çıkmaya neden olabilir. Bazı durumlarda bası yerine göre idrarı tutamama, idrar kaçırma gibi etkilerde görülebilir. Bağırsaklara bası yapan miyomlar, kadınlarda kabızlığa, karın şişliği, gaz, gerginlik gibi etkilere neden olabilir.

Kısırlık: Kadınlarda olan miyomlar hem gebe kalmasını engelleyebilir, hem de gebe kalınsa bile kadının bunu taşımasını engelleyerek, düşüklere neden olabilir. Fallop tüplerine bası yapan miyomlar, sperm ve yumurtanın buradan geçişini güçlendirerek ya da rahim içinde hasar yaparak döllenen yumurtanın burada yerleşmesine engel olabilirler. Miyomun büyümesi halinde rahmin iç tabakası gerilir ve bölgede kanlanma bozulur. Bu kadınlarda gebelik olsa bile yani gebelik rahme yerleşmiş olsa bile, burada yeterince kanlanma olmaz ve gebelik düşükle neticelenir. Bazı kadınlarda miyomların aşırı şekilde büyümesi nedeniyle, döllenmiş yumurtanın rahimde yerleşeceği alan kalmaz. Bu tür gebeliklerde erken doğum, düşük gibi olumsuz sonuçlarla sonlanır.

Gebelik: Gebeliğinde miyomu olan kadınlarda en büyük sorunlardan birisi, doğumda rahmin miyom nedeniyle yeterince kasılamamasıdır. Bu durumda bebeğin doğum kanalına girişi gerçekleşmez. Anne adayının büyük olasılıkla sezaryenle doğum yapması gerekir. Miyomlar kadının doğum kanalını tıkayacak şekilde yerleşmişse, bu durumda doğumun sezaryen dışında alternatifi olmaz. Ayrıca bu kadınlarda doğum sonrasında rahim kasılmalarının yeterli olmaması yüzünden, daha fazla miktarda kanama olur. Kanama miyomların olumsuz etkilerinden birisidir. Rahmin kasılmasını önlediklerinden, kanama durdurulamaz. Miyomlar genellikle gebeliğin oluşmasında, gebeliğin devam etmesinde, doğumda sorun çıkarmasalar da, herhangi bir sorun olduğunda bunun ciddiyeti fazla olur.

Miyomların varlığında ne yapılmalı?

Kadınlarda miyom oluşumları oldukça sık görüldüğünden, başlangıçta düzenli şekilde takip edilmelidir. Özellikle şikâyete neden olmayan, tesadüfen teşhis edilen miyomlarda bu şekilde hareket edilmelidir. Bu takip sırasında miyomlarda olan büyüme gözlenmelidir.

Miyomların kadının gündelik yaşamındaki faaliyetleri aksatması halinde, miyomların çıkarılması gündeme gelmelidir. Ayrıca rahimde olan kitlenin kesin olarak miyom olduğu belirlenemediyse, herhangi bir kanser varlığının olması dikkate alınarak bunun çıkarılması gerekir. Düzensiz adet kanamalarının olması halinde, kadının jinekolojik muayenesi sırasında miyom tespit edilirse bunun miyomdan ileri geldiği düşünülebilir. Bu durumda cerrahi girişimle miyomun alınması gerekir. Bu sorun miyom embolizasyonuyla da çözülebilir. Burada hastanın ameliyat edilmesine gerek kalmadan, sadece miyomun beslendiği damarın tıkayıcı maddelerle tıkanmasıyla, miyomlar yok edilebilir.

Submüköz miyomların varlığı halinde, rahim iç tabakasında hasar meydana geleceğinden düzensiz adet kanamalarının olması söz konusu olur. Kanamaların aşırı olmasının yanında, adetler arasında lekelenme tarzında kanamalarda meydana gelebilir. Bunlar kadının rahatsız olduğu, yaşamını etkileyebilecek unsurlardır. Bu miyomların tedavi edilmesini gerektirir. Aynı şekilde kadında gebe kalamama gibi kısırlık etkileri meydana gelmişse, miyomların olumsuz etkileri dikkate alınarak tedaviye başlanmalıdır.

Miyomlar ilaçla tedavi edilebilir mi?

Miyomların ilaçla tedavi edilmesi mümkün değildir. İlaç kullanımıyla şikâyetleri azaltılan kadınlar, bunu geçici bir süre yaşayabilir. Sadece ilaç kullanımına devam ettikleri sürece miyomlar kontrol altında tutulur. Bu uygulama miyomların cerrahi girişimle alınmadan önce miyomları küçültebileceğinden, bu dönem faydalı olabilir. Ameliyat olmak istemeyen kadınlara da bir süre rahatlama sağlayabilir. Bu kadınlara embolizasyon tedavisi uygulanması tavsiye edilir. Miyomlar yerleştiği yere, büyüklüğüne, sayısına ve yaptığı etkilere göre değerlendirilerek, en uygun tedaviyle çıkarılmalıdır. Bu tedavi şekillerinin belirlenmesinde kadının yaşı da önemli bir kriterdir.

Tüp bebek

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar