Tüp Bebek Tedavisi Anne Adayının Hayatını Riske Sokar mı?

Paylaş:

tup bebek riskli mi

1 ) Tüp bebek tedavisinde meydana gelebilecek riskler nelerdir?

Bütün tedavi yöntemlerinde olduğu gibi, tüp bebek tedavisinde de yaklaşık % 1 ile % 2 civarında olması istenmeyen sorunlar ile karşılaşma riski bulunmaktadır. Tüp bebek tedavisinin içerisinde barındırdığı en büyük risk, tecrübeli merkezlerde % 1 civarında karşılaşılan, kilo alımı, karın çevresinin genişlemesi, karın ağrısı ve yumurtalıklarda büyüme ön bulguları ile bu durum saptanabilen ve çok az da olsa hastane koşullarında tedavinin yapılmasına ihtiyaç duyulan “Aşırı Uyarım Sendromudur” (OHSS=Ovarian Hiperstimulason Sendromu). Bunun dışında tüp bebek tedavisinin ardından çoğul hamileliğin meydana gelmesi durumunda, erken doğum ve düşük ağırlıklı bebek doğumu gibi riskler de artmaktadır.

Herhangi bir yaşamsal önem taşımayan bu riskler dışında tüp bebek yöntemi, anne adayının veya bebeğin sağlığını risk içerisine sokabilecek hiçbir risk barındırmamaktadır. Tüp bebek tedavisi adı altında, yumurtalıkların uyarılması amacı ile uygulanan hormon tedavilerinin ise, yumurtalık ve meme kanseri riskini arttırdığı ile alakalı herhangi bir ispat da bulunmamaktadır.

2 ) Tüp bebek tedavisi esnasında OHSS oluşumu

Tüp bebek tedavisi esnasında, OHSS’nin oluşmaması amacı ile uygulanacak olan hormon tedavisinin dozu; adayın kişinin yaşı, yumurtalıklarının mevcut olan kapasitesi, kilosu ve varsa daha önceden uygulanan tedavilere vücudunun vermiş olduğu cevap göz önünde bulundurularak, kişiye özel olarak planlanır. Bu açıdan tecrübeli bir tüp bebek merkezinde karşılaşılan OHSS vakaları %1’i geçmemektedir. Son zamanlarda, ilaç dozunun yüksek seviyede tutulmasının, yumurtanın kalitesini olumsuz bir şekilde etkilediği konusunda görüş birliğine varılmış olduğu için, ilaç dozları daha düşük seviyelerde kullanılmaya başlanmıştır.

3 ) Tüp bebek tedavisi esnasında kullanılan ilaçlar ve etkileri nelerdir?

Tüp bebek tedavisi esnasında kullanılmakta olan ilaçlar ile beraber, vücutta bulunan bir takım hormonların seviyelerinin arttırılması, bu durum ile alakalı olarak kısırlığın giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu hormonların yumurtalık, rahim ve meme kanserlerini tetikleyici etkisi olduğu için de, teorik olarak bu kanser türlerini de tetikleyebileceği ön görülmektedir. Buna rağmen bu kanser türleri ile kısırlık ilaçları arasında, kesin olarak bir ilişki kurulamamıştır.

Bunun yanı sıra, kadının bütün yaşamı boyunca hamilelik ve doğum sürecini yaşamamış olması da, yumurtalık, rahim ve meme kanserine yakalanma tehlikesini arttıran bir başka faktörüdür. Bu kanser çeşitleri, östrojen hormonunun tüp bebek tedavisinde uygulanan şekilde geçici olarak yükselmesi ile alakalı olarak değil, uzun dönem yüksek seviyelerde ilerlemesi ve progesteron hormonu ile dengelenmemesi sonucunda gelişim gösterdiği de akıllardan çıkarılmamalıdır.

tup bebek riskli mi (2)

4 ) Aşırı uyarım sendromu

Aşırı uyarım sendromu, uygulanan uyarıcı hormon tedavileri esnasında, vücudun aşırı derecede reaksiyon göstermesi, ve bu durum ile alakalı olarak vücutta bulunan östrojen hormonu seviyesinin ciddi oranda artması, yumurtalıkların ciddi oranda gelişim göstermesi şeklinde ifade edilebilir.

OHSS’de kilo artışı, karın bölgesinin genişlemesi, karın ağrısı ve yumurtalıklarda büyüme ön bulgularının yanı sıra;

  • bulantı,
  • kusma,
  • ishal,
  • gerginlik,
  • akciğer ve karın içinde sıvı birikimi,
  • nefes alışverişinde zorlanma,
  • idrar miktarının azalması,
  • tansiyonun düşmesi,
  • böbrek ve karaciğer işlevlerinde bozulmadan, vücuttaki elektrolit dengesinin bozulmasına kadar değişebilen bir tablo izlenebilmektedir.

Aşırı uyarım sendromu olgunlaştırma iğnesi uygulandıktan sora 3 ile 7 gün içerisinde meydana gelebileceği gibi, 12 ile 17 gün sonra da kendini gösterebilmektedir. Hafif ve orta derecede izlenen OHSS, protein bakımından zengin beslenme, bol sıvı alımı ve dinlenme ile beraber genellikle hastanede tedaviye ihtiyaç duyulmadan kontrol altına alınabilmektedir. OHSS’nin ileri derecede olması durumunda ise, hastanede tedavi edilmeye ihtiyaç duyulabilir. Bunun yanı sıra, damar yolu ile hastaya albumin ve sıvı desteği verilmekte ve pıhtılaşma olmasını engellemek amacı ile kan sulandırıcı ilaçlar verilmektedir.

Tüp bebek tedavisi süresi boyunca, hastanın kilo ve karın çevresi ölçümleri ve düzenli olarak kan tahlilleri yapılarak tedavinin etkinliği saptanır. Karın içinde birikerek depolanan sıvının miktarının çok fazla olması durumunda da, sıvının dışarıdan müdahale edilerek boşaltılması gerekebilmektedir. Tedavi ile beraber hastanın iyileşme süresi, 1 hafta ile 1 ay arasında değişim gösterebilir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar