Tüp Bebekte Kullanılan Kanıta Dayalı Olmayan Tedaviler

Paylaş:

tüp bebek tedavisi

Tüp bebekte yardımcı tedaviler

Bazı kısır çiftler tüp bebek tedavi uygulamaları ne kadar başarılı olsa da hala bebek sahibi olamamaktadır. Bu nedenle, tüp bebek uygulamasının başarı ihtimallerini artırmak için yardımcı bir çok ilaç ve tedavi uygulaması kullanılmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak bir çok çalışma yapılmasına rağmen bu yöntem ve ilaçların bir çoğunun yararlılığı konusunda kesin kanıtlar mevcut değildir. Fakat üreme sağlığı konusunda bilinenler, bilinmeyenlerden çok daha minimal düzeydedir.  Deneysel olması gereken uygulamaların tedavi yerine geçen yöntemler olarak kullanılmasına sebep olur. Bu kanıta dayalı olmayan deneysel yöntemlerden bazıları şunlardır:

  • Kan pıhtılaşmasını azaltan ilaçlar (heparin, Aspirin),
  • Embriyo Glue (embriyo yapıştırıcısı),
  •  Antioksidan kullanımı
  • Embriyo transferi sonrasında destekleyici tedavi zamanlaması,
  • Viagra,
  •  Magnetik sperm seçimi (sperm mıknatısı),
  •  Ko-Kültür (yapay rahim),
  • Lenfosit aşısı,
  •  DHEA.

Bu uygulamaların bazıları 35 yaş üstü anne adayları için ve hasta grupları için faydalı etkilerde bulunmuştur. Genelde test gruplarının geneli 35 yaş üstü kitleyi hedef almıştır. Bunun nedeni ise 35 yaş altında tüp bebek tedavisinde elde edilen başarı oranlarının çok yüksek olması ve bu yöntemlere ihtiyaç duyulmamasıdır. Durum böyle olunca , başarısız sonuçlar ilerlemiş yaş gruplarında artıyor ve hedef kitle de buna bağlı olarak seçilmeye başlanıyor.

Aspirin ve Heparin Kullanmak

Tüp bebek tedavisi uygulaması süresince, tüp bebek merkezleri tarafından sıkça kullanılan bir ilaç olan aspirinin etkinliği ve hangi durumlarda etken bir özelliği olduğu bilinememektedir. Tıpta uzun yıllardan beri kullanılmakta olan aspirin, ağrı kesici ve ateş düşürücü özelliklerinin yanı sıra başka yararlı etkilere de sahiptir. Kanın pıhlaşmasını engeller, bu sebeple özellike kardiyaloji alanında sıkça kullanılır. Yapılan çalışmalar tekrarlayan hamilelik kayıplarının en önemli nedenlerinden birisinin “anti fosfolipid sendrom” olduğunu göstermektedir. Bu sendromda, pıhtılaşma mekanizması bozularak kılcak damarlar içerisinde mikroskobik pıhtılar oluşmakta ve gelişmekte olan fetusa giden kan akımını azaltarak ölümüne kadar götürebilmektedir. Anti fosfolipid sendromunda, düşük doz aspirin ya da heparin ilaçlarınınj kullanımının avantajlı sonuçlar verdiği ve canlı doğum oranını artırdığı sanılmaktadır. Bir yandan, tekrarlayan tüp bebek tedavisi başarısızlıklarında aspirin ve heparin ilaçlarının yararlı ve faydalı olduğunu gösteren çalışmalar vardır, bir yandan da bunun tersini gösteren çalışmalar yapılmaktadır.

Şimdiye kadar bu alanda yapılan çalışmaların tümüne bakıldığı zaman düşük doz aspirin alımının tüp bebek ve mikroenjeksiyon durumlarında klinik gebelik oranlarını yükselten bir etkisi olmadığı gibi düşük ve dış gebelik oranlarını da değiştirmediği belirtilmektedir. Dolayısı ile tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamalarında düşük doz aspirin kullanımı canlı doğum için olumlu bir etki yaratmaz. Ve bu durumlarda rutin olarak kullanımı sakıncalıdır. Bu bilimsel kanıtlar ışığında başarısız tüp bebek uygulamaları ardında pıhtılaşma faktörleri ile ilgili sorunlar mevcutsa, aspirin ve heparin tedavisinin yararlı olabileceği ve bebek sahibi olma şansını artıracağı düşünülebilir.

Fakat şu sıralar böyle bir problem olsa da, olmasa da tüp bebek hamileliklerinde sıkça aspirin kullanımına teşvik edilmektedir. Bu konuda yapılan geniş kapsamlı çalışmaların genelinde, tüp bebek ardından gerçekleşen gebeliklerin ilerlemesinde olumlu bir etkisi olmadığı sonucu gözlemlenmiştir. Tüm bu bilgiler kapsamında tüp bebek uygulamasının tedavisinde rutin olarak aspirin ya da heparin alımının hiçbir yararı olmadığını söylemek mümkündür.

embriyo

Embryo yapıştırıcısı (Embryo Glue)

Embryo glue, embriyolar için aktarım yapılırken uygulanan bir tür kültür ortamıdır. İçerisinde Hyaluronan ismi verilen bir madde mevcuttur. Bu madde, kimi otoriteler tarafından embriyonun rahime yerleşme oranını artırdığı iddia edilmektedir. Hyaluronanın embriyo ile rahim iç dokusu arasındaki ilişkide nasıl bir rol oynadığı kesin değildir. Fakat hyaluronanın hücreler arası bağlantıyı sıkılaştırıp, yeni damar oluşumunu sağladığı ve kültür sıvısının akışkanlığını azaltma yetisine sahip olduğu düşünülmektedir. Embryo glue’nun kullanımının, tüp bebek uygulamalarında gebelik ihtimalini arttıran bir etkiye sahip olduğunu kanıtlayan belgeler bulunmamaktadır. Amerikan Hastanesi Tüp bebek ünitesinde 2008 yılında yapılan çalışmalarda embryo glue’nun 35 yaş üstü ya da daha önce tüp bebek tedavisinde başarılı olamamış ya da embriyo kalitesinin az olduğu hallerde bebek oluşumu oranlarını artırdığını gösterilmiştir. Fakat bu alt gruplarda hamilelik ihtimallerindeki artışı gösteren yayın sayısı yeterli değildir.

Alanı tüp bebek olan bütün bilim insanlarının görüşü, embriyonun yerleşme şansını artırmanın en geçerli şartı kaliteli embriyo elde etmek olduğu bilinmektedir. Yerleşme şansı bulunmayan bir embriyonun çeşitli maddeler ile rahim içine yerleşmesini sağlamak olanaklı değildir.

Antioksidan Kullanmak

Embriyoların olgunlaşması laboratuvar şartlarında, vücut içi gelişime göre daha yavaş gerçekleşir. Buna sebep olan, okside edici stres kaynaklarının olduğu sanılmaktadır. Bu okside edici stress kaynakları yüksek oksijen basıncı, ışık ve kültür ortamında uygulanan cisimlerdir. Bu sebeple bilinen antioksidan maddelerin embriyoların laboratuvar koşullarında olgunlaşmasına etkisi konusunda birden fazla çalışma gerçekleştirilmiştir. Fakat uzmanlar bu konularda bir fikir birliği kuramamıştır. Antioksidan uygulamasının erkek kaynaklı kısırlıklarda etkili olabileceğini bildiren yazılar yayınlanmıştır. Özellikle sigara bağımlısı baba adaylarında C vitamiminin alımının spermlerin kalitesini artırdığı belirtilmiştir. Aynı şekilde A ve E vitaminleri üzerinde de bir çok çalışma yapılmıştır. Fakat antioksidan uygulaması güvenli dozların aşıldığı zamanlarda ters etki göstererek zararlı olmaktadır. A vitamininin alımında güvenli doz alımının aşılması, bebekte ürogenital ve kas sistemiyle alakalı sakatlıklara sebep olabilir. Yine aynı halde, yüksek doz C vitamini anne adaylarında yumurtlamalar için engel teşkil edebilmektedir. Antioksidanların alımının gebelik için sonuçları ve kısırlık üzerindeki etkileri kesin değildir.

Embryo Transferi Sonrasında Destekleyici Tedavi Zamanlaması

Tüp bebek tedavi yöntemlerinde yumurtaların vücut dışına çıkarılma yönteminin yumurtalıklarda meydana getirdiği zarar ve alınan ilaçların beyin-yumurtalık arasındaki ilişkiyi bozmasından dolayı gebelik için gerekli olan progesteron hormonu yeterli gelecek şekilde salgılanamaz. Bu sebeple bu hormon enjeksiyon, vajinal veyahut ağız yoluyla gerçekleştirilir. Tedaviye başlama ve bitirme zamanı, tedavinin veriliş yolu ve dozu konusunda da kesin bilgiler ve varılmış kesin veriler mevcut değildir. Görüş birliği olmayan başka bir konuda hamileliğin gerçekleşmesi halinde tedavinin ne kadar zaman daha devam edeceği hususundadır. Bu tedavinin gebelik anlaşıldıktan sonra devam edilmesinin düşük ihtimallerini azaltmasına dair herhangi bir kesin veri mevcut değildir. Fakat günümüzde bir çok tüp bebek merkezi, embriyo transferi sonrası destekleyici tedaviyi plasentanın oluşumuna kadar, diğer bir deyişe 12. Haftaya kadar devam ettirmektedir.

Tedavinin uygulanım biçimi üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar en etkili yöntemin enjeksiyon ile (progesteron ampul) yapılan tedaviler olduğunu gösterir. Ancak bu tedavi şeklinin kullanımındaki meşakkatli sebepler nedeniyle çoğu tüp bebek merkezi vajinal uygulamaları (Crinon jel, progestan tablet) kullanmaktadır. Son zamanlarda yapılan yeni bir çok çalışmada ilacın vajinal yoldan verilmesinin enjeksiyonla verilmesi kadar etkili olduğunu belirtmektedir.

Viagra

Rahim içi dokusunun (endometrium) kalınlaşmasına sebep olan, rahime giden kan akımı sebebiyle olduğu ve bunun tüp bebek tedavisi başarısı üzerindeki etkisi kesin değildir. Viagra, bünyede var olan ve damarların genişlemesine sebep olan nitrik oksitin etki süresini uzatır. Bundan sebeple Viagra’nın rahim içi kalınlaşmasının yeterli gelmediği durumlarda kullanımının başarı oranını artırabileceği düşünülmektedir. Rahim içi kalınlaşmasını durduran en önemli işlevin rahim içindeki geçirilmiş müdahale ya da enfeksiyonlar sebebiyle vuku bulan rahim içi yapışıklıkları olduğunu da bilmek gerekmektedir. Dolayısı ile Viagra almadan önce rahim içinde yapışıklık olup olmadığı histeroskopi ile öğrenilmelidir. Bu konuda yapılan çalışmalar henüz yeterli seviyeye ulaşmasa da rahim içi dokunun kalınlaşmadığı hallerde Viagra alımının faydalı olabileceği söylenebilir.

Magnetik Sperm Tercihi (sperm mıknatısı)

Sperm sayısının menide az olması (oligospermi), hareket kabiliyetlerinin düşük olması (astenospermi) ve morfolojik bozukluklar (teratospermi) erkek kaynaklı kısırlıklarda rol alan mühim parametrelerdir. Son yıllarda yapılan araştırmalar bu spermlerde anormal olmayan, mikroskoplarla tespit edilemeyen başka bozuklukların da olabileceğini bildirmiştir. Sperm etkeni olan hallerde bu sebeplerle bebek sahibi olma oranlarının azaldığı öne sürülmektedir. Bu spermlerde apoptozis (hücrenin programlı ölümü) miktarlarının yükseldiği bildirilmiştir. Sperm parametrelerini bozan genetik, ısı, kimyasal maddeler gibi sebepler aynı zamanda apoptozis ihtimallerini de artırmaktadır. Apoptotik spermleri mikroenjeksiyonda kullanmamak için Magnetic Activated Cell Sorter (MACS) isminde bir teknoloji uygulanmaktadır Bu işlem mikroenjeksiyon yapılacak erkek kısırlığı hallerinde umut verici olabilse de bu konuda da kesin görüşler bulunmamaktadır.

tüp-bebek-ve-yapay-rahim

Yapay Rahim (ko-kültür)

Tüp bebek tedavisinde uygulanan çok şüpheli tekniklerden bir diğeri de, kültür ortamında insan embriyolarının gelişimine yardımcı olmak üzere “besleyici hücreler”in (farklı türdeki hayvanlardan farklı hücre tipleri) uygulanmasıdır. Teoride, bu besleyici katmanlar, kültür ortamını farklı bileşenler ekleyerek ya da içerisinden alarak desteklemektedirler. Bu bileşenler tam olarak tanımlanmamış durumdadır ve embriyo olgunlaşması için önemli olan artıklar ya da besinler bulundurabilir. Kullanılan “besleyici hücrelerin” normal hızda yani, kendi sayılarını artırmak üzere üremelerine izin verilmez, çünkü bu durumda içinde bulundukları ortamın besinini tüketmeleri ya da ortamı asitleştirme meydana gelebilir. Dolayısıyla, uygun hücre sayısı oluştuğunda radyasyon ya da benzeri işlemlerle üremeleri durdurulur.

Kullanılan hücrelerin tipleri laboratuvara göre değişmektedir. Ko-kültür literatüründe çok farklı çeşitlerde hayvaan ve doku tipleri gözle görülebiliir bir başarı elde etmiştir. Çeşitli türlerden hücreler kullanılmış olmakla birlikte, kimi tüp bebek merkezleri, değişik hücrelerin ortama zararlı virüsler veya zehirler taşıyabileceği düşüncesiğ ile sadece embriyonun biyolojik ebeveynlerinden birisine ait olan hücreleri kullanmayı savunur. Belirlenen taze insan hücrelerinin uygulamaya alınabilmesi için tüp bebek merkezinde hücre kültürü konusunda deneyimli ve uzmanlığa sahip bir biyoloğun bulunması gerekmektedir. Besleyici hücrelerin uygulamaya alınması ile embriyo kalitesinin yükseldiğine dair bazı yayınlar yazılar yayınlamıştır. Literatürde bununla ters düşen bilgiler ise embriyo kalitesinde ya da bebek sahibi olma oranlarında herhangi bir yükselme olmadığını belirtir. Çoğunlukla Ko-kültür kullanımının IVF başarı oranlarını arttırdığına dair görüşler henüz ispatlanmış durumda değildir. Bu sebeple bu teknik uzun yıllardır bilinir ancak Dünya üstünde çok az klinik tarafından uygulanır.

Türkiye’de ise durum farklıdır. Ko-kültür yöntemi  “yapay rahim” gibi yanıltıcı bir tanımla daha çok para kazanma amaçlarıyla kullanılmaktadır. Bilimsel olarak yararları ispatlanmamış bu yöntem daha önce başarılı olmamış denemeleri olan anne ve baba adaylarına mucizevi ve çok ileri bir teknoloji olarak gösterilmektedir. Pek çok önemli tüp bebek kliniği bu tekniği kullanmazlar ancak buna rağmen yüksek başarı oranları elde ederler. Bu bilgiler doğrultusunda çoğu zaman zaten çok başarılı olan tüp bebek laboratuvarlarının amaçlarına ulaşmasında bu tekniğin etkilenmediği ama şartları yetersiz olan laboratuvarlar için bu uygulamanın kültür şartlarını geliştirebileceği varılan en kesin sonuçtur.

Lenfosit Aşısı Uygulaması

Bu tedavide baba adayından alınan kan içinden ayrılan lenfosit hücreleri annede cilt altına verilerek bağışıklık sistemini değiştirmek amaçlanır. Birden fazla olan hamilelik kayıpları olan adaylara önerilmiş fakat bu grupta bile etkinliği kanıtlanmamış bir tedavidir. Tüp bebek başarısızlıklarına sahip olan adaylarla alakalı yalnızca bir tane çalışma yayınlanmıştır. Bu çalışmada aşılamayı takiben ilk 6 ay içerisinde tüp bebek yaptıran belirtilerde artış olduğu gösterilmiştir Fakat bu tedavinin de diğer kanıtlanmamış yöntemler gibi etkinliği iyi planlanmış çalışmalarda gösterilememiştir.

DHEA (Dehidroepiandrosteron)

Böbrek üstü bezinden salgınan hormon DHEA adıyla anılır. DHEA bünyede testosteron ve östrojene dönüşür. Yumurtalıklar üzerindeki etkisi net bir şekilde bilinmemektedir. DHEA’nın yumurtalık cevabı zayıf kadınlarda kullanılmasının bu kadınlarda tüp bebek tedavisi başarısını artırdığını gösteren bazı çalışma ve görüşler mevcuttur. Fakat bu iyimser bakış açıları sadece 3 bilim insanın ve iyi yapılmamış klinik araştırmalara dayanmaktadır. Bu sebepler yüzünden bu konuda görüş bildirmek için daha fazla çalışmaya ve kanıtlanmış belgelere gereksinim duyulur.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar